Blues, neredeyse diğer tüm türlerden daha fazla dikkatli dinlemeyi ödüllendirir. Tel bükmeleri, soru-cevap yapısı ve bir sonraki cümleden önceki sessizliği duyduğunuzda, dinlemeyi bırakamazsınız.
SES VE GİTAR ARASINDAKİ KONUŞMA
Blues'ta gitar ve ses bir konuşma yürütür. Şarkıcı bir dize söyler; gitar yanıt verir, yorum yapar, uzatır ya da itiraz eder. Bu soru-cevap yapısı doğrudan Afrika müzik geleneklerinden, özellikle Batı Afrika müziğinde bir baş ses ile bir topluluk yanıtı arasında gidip gelme pratiğinden ve bir şarkıcının bir cümle söylediği, diğerlerinin yanıtladığı iş şarkısı ile tarla bağırışından gelir. Her söylenen dizeden sonraki boşluğu dolduran blues gitar cümlesi ezgisel bir süs değil gerçek bir diyalogdur: sesin başlattığı müzikal düşünceyi tamamlar, ikinci bir görüş sunar ya da bir sorunun yanıtı hazırlaması gibi bir sonraki vokal cümleyi hazırlar. Howlin' Wolf'un Hubert Sumlin'le yaptığı kayıtlar bunu en güçlü biçimde gösterir: Wolf'un devasa, hırıltılı baritonu büyük bir otoriteyle dizeler söyler, Sumlin'in gitarı ise daha küçük, daha sorgulayıcı ve daha araştırıcı bir şeyle yanıt verir; aralarındaki etkileşim aynı anda tartışan ve anlaşan iki insanı izlemek gibidir. Blues'u tek bir kişinin icrası olarak değil bir konuşma olarak anlamak dinleme deneyimini dönüştürür: edilgen bir seyirci değil, bir alışverişin tanığı olursunuz.
TEL ÇEKME, BLUE NOTE'LAR VE MİKROTONAL ANLATIM
Blues gitarının belirleyici fiziksel tekniği tel çekmedir (bend): teli klavye boyunca itip çekerek perdesini denetimli bir miktarda yükseltmek. Tam ses çekme perdeyi bir tam ses, yarım ses çekme bir yarım ses yükseltir; çeyrek ses ya da mikrotonal çekme ise yarım sesten küçük bir miktarda yükselterek standart Batı perdeleri arasındaki anlatım alanına yerleşir. Tel çekme, gitaristlerin perdeler arasında insan sesinin mikrotonal esnekliğine yaklaşan bir biçimde kaymasını sağlar: hedef perdeye aşağıdan yaklaşan, dizinin "majör üçlüsü" ile "minör üçlüsü" arasında, kesinlik ile kuşku arasındaki duygu yüklü bölgede kayan blues vokal geleneğine. B.B. King "Lucille" adlı gitarında bir notayı çektiğinde, çalgı sözcüğün tam anlamıyla ağlar: perde, acı içinde yükselen bir insan sesi kadar anlatımlı biçimde bir düzeyden ötekine çıkar. Bu bir mecaz değil akustiktir: çekilen bir telin frekans değişimi, duygusal bir çığlığın frekans değişimine fiziksel olarak benzer. Blue note'lar, yani blues dizisinin küçültülmüş üçlüsü, beşlisi ve yedilisi, en anlatımlı biçimde sabit perdeler olarak değil çekmenin hedefleri olarak kullanılır. Majör üçlüye doğru çekilip ikisinin arasında bir yerde duran bir minör üçlü, blues duygusunun özündeki duygusal belirsizliği yaratır.
12 ÖLÇÜLÜK FORM: DİNLEMEK İÇİN BİR HARİTA
12 ölçülük blues, blues müziğinin büyük çoğunluğunun üzerine kurulduğu formdur, yani yinelenen armoni dizisi. Onu duymayı öğrenmek blues dinlemek için en yararlı tek çözümleme becerisidir. Form üç akor kullanır: I (tonik ya da ev akoru), IV (alt dominant) ve V (dominant). E tonunda: E7 (I), A7 (IV), B7 (V). Standart 12 ölçülük dizi şöyledir: I-I-I-I / IV-IV-I-I / V-IV-I-V (son ölçü bir sonraki korusun başlangıcını hazırlar; buna turnaround, yani dönüş denir). Dinlerken her ölçüde dört vuruş sayın, akor değişimlerinin nerede olduğunu hemen bulursunuz: IV genellikle 5. ölçüde, V 9. ölçüde, dönüş ise 11-12. ölçülerde gelir. Formu izleyebildiğinizde diğer her yapısal olay (gitar solosu, vokal cümlelerinin yerleşimi, stop-time anı) okunabilir hâle gelir. Dönüş (11-12. ölçüler) çoğu zaman formun ezgisel açıdan en ilginç anıdır: gitarist müziği bir sonraki korusun başına taşıyan inen bir ezgi cümlesi yaratır ve bu dönüş cümleleri başlı başına önemli bir blues dağarı geleneğidir. Stop-time, yani ritim grubunun bir iki ölçülüğüne aniden susup solisti yalnız bırakması, ani sessizlikle dramatik gerilim yaratan bir başka karakteristik blues aracıdır.
ALT TÜRLER VE DİNLERKEN NEREYE ODAKLANMALI
Blues, ses karakterleri, çalgıları ve duygusal tınıları farklı birkaç ayrı alt türü kapsar. Delta blues'u (akustik, yalın, ham): kaydı yapılan en eski gelenek; Robert Johnson, Son House, Skip James, Charley Patton. Kayıt kalitesi bugünün ölçülerine göre ilkeldir, ama duygusal doğrudanlığı sonraki üsluplarda eşsizdir. Chicago blues'u (elektrikli, güçlü, kentli): Muddy Waters, Howlin' Wolf, Little Walter, Sonny Boy Williamson. Elektrik güçlendirmesi Chicago blues'una Delta kayıtlarında olmayan bir bedensel güç ve kentli otorite verir; bunlar popüler müzik tarihinin en büyük kayıtları arasındadır. Teksas blues'u (ezgisel açıdan zengin, teknik açıdan incelikli): T-Bone Walker (sonraki rock gitaristlerinin çoğunun öğrendiği elektro gitar yaklaşımının öncüsü), Stevie Ray Vaughan (1980'lerde Teksas blues'unu yeni bir kuşak için canlandıran), Albert Collins, Freddie King. Batı Yakası blues'u (incelikli, caz etkili): Charles Brown, Lowell Fulson. Çağdaş blues (21. yüzyıl): Gary Clark Jr., Christone "Kingfish" Ingram, Fantastic Negrito; her biri geleneği farklı ölçülerde çağdaş etkilerle ileri taşıyor.
Blues, yalın görünen yüzeyinin altında sayısız şey barındırır. Üç akor ve bir vokal çığlığı, bir ustanın elinde insan deneyiminin bütün yelpazesini taşıyan bir araca dönüşür. Blues'u yakından dinlemek, yani tel çekmeleri, duraklamaları, falseto kırılmalarını, ses ile gitar arasındaki diyaloğu duymak, Amerikan geleneğinin en temel müzikal ifadesine doğrudan bir hat açar. Bu müzik derin bir yoksunluk içinde yapıldı ve daha ayrıntılı müzik biçimlerinin bazen örttüğü gerçekleri dile getirir.