Afrobeats — çağdaş küresel tür — ile Afrobeat — 1970'lerde Lagos'ta Fela Kuti'nin yarattığı özgün tür — birbirinden ayrı ama birbiriyle bağlantılı olgulardır. Birlikte, Afrika popüler müziğinin küresel bir güç olarak yükselişini temsil ederler: Batı Afrika ritmik geleneğini, Batılı popüler müzik prodüksiyonunu ve çağdaş siyah diaspora kimliğini birleştirerek dünya pop listelerini fetheden bir müzik.
AFROBEAT'İ AFROBEATS'TEN AYIRMAK
"Afrobeat" (tekil) ile "Afrobeats" (çoğul) arasındaki ayrım bir laf ebeliği değil, müzikal ve tarihsel bir ayrımdır. Afrobeat, Nijeryalı çok çalgılı müzisyen ve siyasi eylemci Fela Anikulapo-Kuti'nin 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında Lagos'ta icat ettiği türü anlatır: Yoruba müziğinin, James Brown tarzı funk'ın, caz doğaçlamasının ve açıkça sömürgecilik karşıtı siyasi içeriğin bireşimi. Afrobeats (çoğul) ise 2000'ler ve 2010'larda Batı Afrika'dan çıkan çağdaş küresel türdür: highlife, hiplife, R&B, pop, dancehall ve elektronik müziğin daha geniş ve daha ticari bir bireşimi.
İkisi de önemlidir ve ikisi de dikkatli incelenmeyi hak eder. Aralarında bağ vardır (çağdaş Afrobeats sanatçıları Fela'yı sürekli temel etkilerinden biri olarak anar), ama aynı müzik ya da aynı kültürel proje değildirler.
FELA KUTI VE AFROBEAT DEVRİMİ
Fela Kuti'nin müziği, 20. yüzyılda sanatsal iddia ile siyasi cesaretin en dikkat çekici kesişimlerinden birini temsil eder. 1938'de tanınmış bir Nijeryalı ailede doğan (annesi Funmilayo Ransome-Kuti Pan-Afrikacı bir feminist eylemciydi), Londra'da Trinity College of Music'te eğitim gören ve 1969'da Los Angeles'ta Siyah Güç hareketinin ve Black Panther Partisi'nin fikirleriyle tanışarak radikalleşen Fela, Lagos'a dönüp Kalakuta Cumhuriyeti'ni kurdu: aynı anda kayıt stüdyosu, komün, siyasi karargâh ve Nijerya askeri hükümetine yönelik kalıcı bir kışkırtma olan bir yerleşke.
Müziği şu öğeleri birleştirdi: Yoruba dinî müziği (soru-cevap vokal geleneği, Yoruba törenlerinden türeyen belirli ritim kalıpları); Amerikan funk'ı (James Brown modelindeki ritim grubu yoğunluğu, vurmalı çalgı gibi kullanılan bakır üflemeliler); caz doğaçlaması (Fela tenor saksofon, klavye ve trompet çalıyor, grubun uzun parçalarına cazın doğaçlama özgürlüğünü getiriyordu); ve Afro-Küba müziği (Karayip diasporası yoluyla Nijerya'ya ulaşan clave ve çok ritimli karmaşıklık).
Sonuç daha önce hiçbir şeye benzemeyen bir müzikti: bir LP'nin tek yüzünü dolduran 30-40 dakikalık parçalar (bazen bütün LP tek bir parçaydı); Fela'nın 30 kişilik grubu (Africa 70, sonra Egypt 80) birbirine kenetlenen kalıplar çalan çok sayıda vurmalı çalgıyla olağanüstü yoğunlukta ve güçte bir ses yaratıyordu. Ritmin üzerinde Fela'nın saksofon doğaçlamaları ve bilinçli olarak herkesin anlayabileceği Pidgin İngilizcesiyle yaptığı vokal icralar, ırkçılık, sömürgecilik ve askeri yolsuzluk üzerine siyasi çözümlemeler sunuyordu.
Nijerya askeri hükümeti Kalakuta Cumhuriyeti'ne defalarca baskın yaptı. 1977'de askerler yerleşkeyi yaktı ve Fela'nın yaşlı annesini pencereden attı; annesi aylar sonra hayatını kaybetti. Fela defalarca hapse girdi. 50'yi aşkın albüm yayımladı ve 1997'de AIDS'e bağlı komplikasyonlardan öldü. Müziği siyasi yaşamından, siyasi yaşamı da müziğinden ayrılamaz.
HIGHLIFE, HIPLIFE VE ÇAĞDAŞ YÜKSELİŞ
Gana ve Nijerya'da Fela'nın Afrobeat'iyle paralel popüler müzik gelişmeleri yaşandı. Batı Afrika müziğini Batı bando müziği ve gitar üsluplarıyla birleştiren Ganalı ve Nijeryalı bir tür olan highlife, 1950'ler ve 1960'lar boyunca Batı Afrika'nın egemen popüler müziğiydi. En büyük yıldızları E.T. Mensah (Gana) ve Victor Olaiya (Nijerya) idi.
Hiplife 1990'larda Gana'da ortaya çıktı: hip-hopun prodüksiyon değerleri ve MC geleneğinin Gana kültürüne, dillerine ve yerel müzik göndermelerine uygulanması. Kurucusu olarak Reggie Rockstone anılır. Hiplife'ın diaspora hip-hop etkisini yerel Ganalı kimlikle birleştirmesi, Afrobeats'in geliştireceği kültürel modeli kurdu.
D'banj ile Don Jazzy'nin Mo'Hits Records'u (Lagos, 2004), Afrobeats'e dönüşecek şeyi ilk fark edip geliştiren şirket oldu: R&B etkili şarkı yapıları, Nijerya ve Karayip etkileri, küresel pazarlara yönelik prodüksiyon değerleri. 2010'ların başında öne çıkan Wizkid ve Davido erişimi genişletti: Wizkid'in Drake'le "One Dance" (2016) iş birliği dünya çapında öne çıkan ilk Afrobeats parçası oldu.
BURNA BOY VE AFROBEATS'İN OLGUNLAŞMASI
Burna Boy adıyla kayıt yapan Damini Ogulu, Afrobeats'i müzikal açıdan en incelikli ve siyasi açıdan en bilinçli hâliyle temsil eder. Beşinci albümü Twice as Tall (Atlantic, 2020), 2021 Grammy Ödülleri'nde En İyi Küresel Müzik Albümü seçildi; Love, Damini (Atlantic, 2022) İngiltere albüm listesinin zirvesine yaklaştı. Daha da önemlisi müziği, Afrobeat (Fela geleneği açıkça anılır), reggae ve dancehall, R&B ve soul ile çağdaş elektronik prodüksiyon gibi geniş bir etki yelpazesini, Afrika tarihi, diaspora kimliği ve kendi kaderini tayin hakkı üzerine bir söz bilinciyle birleştirir; bu da onu biçim olarak tümüyle çağdaşken Fela'nın siyasi projesine bağlar.
Wizkid, Davido, Burna Boy, Tiwa Savage, Mr Eazi, Tems ve Fireboy DML'den oluşan Afrobeats kuşağı, önceki hiçbir Afrikalı pop sanatçısı kuşağının başaramadığını başardı: Batı türlerine asimile olarak değil, Afrika müziğinin kendi koşullarıyla Batılı sanatçılarla gerçek bir ticari eşitliğe ulaşmak.
AKADEMİK BAĞLAM
Tejumola Olaniyan'ın Arrest the Music! Fela and His Rebel Art and Politics (Indiana University Press, 2004) kitabı, Fela'nın eserini ve kültürel bağlamını inceleyen temel akademik çalışmadır. Michael Veal'in Fela: The Life and Times of an African Musical Icon (Temple University Press, 2000) kitabı en eksiksiz biyografik ve müzikal çözümlemeyi sunar. John Collins'in Gana highlife'ı ve hiplife'ı üzerine çalışmaları, sömürge döneminden Afrobeats'e uzanan tarihsel sürekliliği belgeler.